İnanırmısınız bir tane adam gibi biyografi bulamadım Batu Amcamız hakkında, fazla söze gerek yok, onu bilen ve tanıyan ama yazmayanlara  yazıklar olsun...Eğer var, işte burda diyorsanız buyrun?

Üstâd'ın kend, ağzından dinliyoruz...

 

12 Mayıs 1952 de doğdum. Bu nedenle de iyi ve kötü yanları ile saçma bir "boğa" saplantım var.Neyse... Rahmetli pederin mesleği dolayısı ile Avrupa ülkeleri ile memleket arasında sürekli mekik dokudum. ana okulu Paris, İlkokul 1 ve 2 Brüksel(St.Jean Baptiste de la salle-papaz okulu!), ilkokul3 yarısı GS(ortaköy) yarısı Erenköy İlkokulu, 4-5 Ankara. Orta 1 ve 2 gene Brüksel (Ecole Europenna-tavsiye ederim!), 3 Baden-Baden (Lycee Charles de Gaulle -Almanya'da Nato ayağına fransız okulu hesabı). Lise 1 Viyana(lycee Français de Vienne-ah be ne okuldu...hayata gözlerimizi orda açtık sayılabilir!), 2 ve 3 back to İstanbul ve sevgili Saint Benoit-o zaman daha karışık değildi!?!Üniversite-Toto da vaziyetin vahametinden dolayı (bu eski Türkçe muazzam bir lisan yahu!) acil Paris Seyyahati ve büyük bir cesaretle Ecole Nationale Superieure des Beaux-Arts (yani mudaili GSakademisi) mimari bölümü.İki sene orada takılırken ailede kültürün ekonomiyi aştığı dönemi inceleyip ve kuzen dahil ailede mimar makina mühendisliği enflasyonunun başgöstermesi ile acil okul bitirip para kazanma durumları başladı.Çünkü bu arada bir de Hamburg seyyahati sırası ilk eşimle oğlum Batuhan'ın(1974) temelleri atılmış, kızım Neslihan'ın(75) sürprizi eşimin kafasında yer almıştı bile.Hemen bir Yüksek Gazetecilik diplomasına hak kazanıp acil dönüş ve "ben şimdi ne b.. yerim acep?" safhasına geçmiştim.Kitap tercümanlığı,rehberlik ve kısa bir basın hayatı sonrası(Yeni İstanbul-Yeni Ortam- THA-Ne alaka diimi?) tekstil denilen girdaba dalıverdim.Müşteri temsilciliği derken firma sahipliğine kadar hayatım kaydı ve genetik bir dürüstlük, vatan aşkı ve vergi nükellefliğinden muzdarip oğlumdan, bu kadar yeter deyip terk-i meslek eyledim.Daha sonraları ve arada olanlar yaşamayacağımı  sandığım filmler gibi ayrılık,ikinci eş, üçüncü çocuk, yani ikinci kızım Yasemin(96), gençlik başımda duman durumları, neden saçlarım beyazlamış falan, ama hala uzun ve dökülmedi filan...bilirsiniz işte.. Bilmiyorsanız tecrübe etmeden bir bilene sorup öğrenin. Velhasıl şimdi iyiyim,siz nasılsınız...Müzik ve Mojo, deniz ve mehtap, rakı ve rock ööööle gidiyor.İşte 39 yıllık bir ömrün özeti...Gelelim müzik hayatımıza(o akdar uzun değil çünki la minör her güzel parçaya her an uzandığım bir akordur.

Müziğe ilk adımım mandolinle olmuştu.Daha sonraları evdeki piyanonun tuşlarına kediyi saldıysam da elime yediğim ilk kızılcık sopası benim piyanoya, hocamın da sülaleye veda etmesiyle piyano son buldu.Bir aralar heveslenip babam bir keman bile almıştı.Ama ne fayda, o aleti nedense 30 yaşıma kadar hiç sevemedim. Ailede neredeyse hemen herkes bir müzik aletiyle uğraşırdı.Alet bolluğunda en hoşuma giden önce ut, sonra da sistem yakınlığı ile cümbüş oldu.Ne de olsa sıkıldığımda darbuka faaliyeti de gösteriyordu! Ve nihayet sevgili gitarla 12-13 yaşlarımda tanışabildim.İlk gitarım yaprak Höffner oldu.Daha sonraları inanılmaz savaşalr vererek daha üstün, el yapımı yarı kasa bir Höffnere sahip olabildim. O dönemler babamın işi dolayısıla Viyan'daydım ve Hendrix'i de ilk orada dinledim. Animals,Stones, Beatles tutkularım bir anda beklemeye alınmış ve tüm müzik anlayışım birden değişivermişti.Hayatımda izleri unutulmaz olan, Bach,Beethoven,Aşık Veysel, Saadettin Kaynak, John Lee Hooker ve B.B King orkestraları ve Paris'te Jazz Caveaux'larındaki yedek çömezliği ile gitar alıp gitti.İstanbul'da ilk ciddiye yakın müzik faaliyetim Hakan Behlil(Bas) ve Bülent Atlıoğlu(Davul) ile olmuştu. Çok genç olduğu için Hakan ailevi baskılarla gruptan çekildiğinde, Sevgili Özkan Uğur ile tanışmış ve gene Bülent ile birlikte ÖRÜMCEK adlı Power Trio'yu kurmuştum.Bülent'in başına gelen hazin hikayeler sonucu ve benim tekrar yurt dışına gitmemin gerekmesi sonucu Özkan kendini Mazhar'lı Kaygısızlara atmış ve grup dağılmıştı. Bu olaydan sonraki faaliyetler, bir sürü insana stüdyo kayıtlarında gitar çalma ve beste yardımlarının benim için O önemli olduğundan burda saçma sapan sıralamayı istemem.Ancak yıllar sonra Rahmetli Yavuz Çetin'i tanımam ve beni zorla müziğe çekmesi sonucu Blue Blues Band'in temelleri atılmıştı. Benim için Blue blues Band(12 Koca Yıl) önemli bir dönemdir.Ömrümde ilk defa gerçekten beraberce çalmaktan her anlamda zevk aldığım, özellikle sevgili Sunay Özgür(Bas)'ün vesevgili dostum Kerim Çaplı(Davul)'nın Yavuz'la bana katılması sonucunda oluşan kadrodur. Şimdi gene çok sevdiğim ve enstrumanlarında birer virtüöz olan KARPUZ kadromuzdaki dostlarımla devam ediyorum

                                                                  Kaynak